Lusin

 

Burda ay lusin demekmiş. Aslında artık bu kelimeyi Ermenice yazabiliyorum ama klavye elvermiyor. İlk Ermenice dersimde “Ermenice zormuş!” diye düşünüp biraz korkmuştum ama şimdi alıştım Hayaren’e. Pazarda, markette, bulduğum her fırsatta konuşmaya çalışıyorum. İngilizce bilenlerle Ermenice konuşunca İngilizce cevaplar alıyorum, niyeyse. Bir de keten tohumu alırken Ermenice konuşmaya çalıştım, kadın bana İngilizce konuş dedi. :/  En iyisi İngilizce bilmeyenlerle konuşmak. Geçen akşam komşumuz Manuk Manukyan’la baya Ermenice çalıştık. Manuk Manukoğlu. Manuk, daha önce enstitüye gelirdi ama pek konuşmazdı, ben biraz Ermenice öğrenince onunla iletişim kurmaya başlamış olduk. Benzer kelimeler çıkıyor karşıma hep. Nurr nar demekmiş mesela. Buranın narı meşhur ama mevsimi geçti. Şimdi her yer elma, mandalina. Pazarda, arasokaklarda tezgahlarda, araba arkalarında. Burası Gökçen’le fotoğraf kütüphanesini ararken çıktı karşımıza. Bir yerden girip hiç tahmin etmediğimiz bir caddeye çıkmadan hemen önce. Küçük güzel şeyler var burada demiştim ya, onlardan biri işte.

 

20161208_163506

 

 

img_4304

Böyle küçük küçük depo gibi yerler var bizim sokakta. Birinde bir terzi biri de manav, diğerleri boş olmalı.Arabayı idare edeceksiniz artık.

20161208_185127

 

20161208_185133

Burası da benim alışverişimi yaptığım pazar. Hani şu fiyatların yazmadığı akşam 5’ten sonra kurulan.

 

20161206_173943

Birkaç gün önce ilk kez Ay’ı gördüm. İnce bir hilal şeklindeydi ve Gökçen henüz gelmemişti, şimdi yarıyı geçti bile.

 

Burda sabahları ferah bir soğuk oluyor. Bana kalırsa bu bahçe Erivan’ın en sıcak yeri. Eldivensiz montsuz üşümeden, hatta soğuktan zevk alarak bahçedeki dökülmüş cevizleri topladım yerden. Ellerimin kuruluğu o günden kalmış olsa gerek.

20161210_134906

 

adsiz

Gökçen geldiğinde enstitüdeki küçük odayı kullanmaya başladık dans etmek için. Bir afiş hazırlayıp şehre asmaya karar verdim, doğaçlama dans toplaşması gibi birşey yapmayı düşündüm düzenli olarak bu küçük odada, ya da bulabilirsek başka bir yerde. Çünkü buradaki insanlarla daha çok temas etmek, onlarla birlikte dans etmek istiyorum. Hiç dans etmemiş insanlar da olabilir edenler de, kim gelmek isterse. Bildiklerimi paylaşırım. Yarından tezi yok afiş! Bir odaya kapanıp halk dansları videoları izleyip üzerine okuyup kendi kendime birşey çıkarmak yerine insanlarla temas halinde olarak üretmek daha güzel. Umarım böylesini yapabilirim.

20161130_181043

Bir de Mihr Theatre var burada. Shoghakat, Petros ve Tsolak’ın oluşturduğu. Onların provalarından birine katıldım geçen hafta. Belki her hafta birkaç gün katılacağım onlara. Şu an engelli insanlarla birlikte çalıştıkları bir dans performansı hazırlama sürecindeler. Bağımsız bir dans tiyatrosu oldukları için pek paraları yok haliyle, başka işler yapıyorlar bir yandan para kazanmak için, her akşam da provaya geliyorlar bu Sovyet zamanından kalma  metronun son durağındaki bu binaya. İki katlı, bir sürü odalı, koridorları çocuk koşuşturmalı, her odasının başka bir gruba ait olduğu bir etkinlik binası burası.

 

img_4464

Sovyet zamanı demişken, bunlar da Sovyet zamanından kalma terk edilmiş fabrikalar.  Shoghakat’ın anlattığından anladığım kadarıyla o zamanlar Sovyetler’de birçok fabrika varmış, ve bir parça burada, başka bir parça başka bir yerde üretiliyormuş, Sovyetler dağılınca burada üretilen şeylerin de anlamı kalmamış tek başına ve fabrikalar kapanmış. Şimdi depo olarak kullanılıyor kimileri, kimileri boş.

img_4466

 

Advertisements
Lusin

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s