Ağaçlar, dağlar, taşlar ve Kaçkarlar

 

img_4526

Geçtiğimiz haftadan,

Geghard diye bir manastır varmış, Yerevan’a 40 km, taksiden başka ulaşım yok sanıyorduk, var da bir yere kadar otobüsle gidip sonra taksiye binmeli ya da otostop çekmeli bir yol. Sevan’a giderken yol çok uzadı yine uzamasın kaygısıyla taksi aramaya koyulduk. Burada taksi ucuz çok Türkiye’ye göre. Tüm çabalarımıza ve kısıtlı Ermenice kelimelerimize rağmen yine de biraz kazıklandığımızı sanıyoruz ama bu biraz karışık bir mevzu. Neyse şoförle muhabbet etmiş bile sayılırız, Ermenice konusunda çok hevesliyim.

img_4531

Geghard’da her yer askerdi şaşırdık, onları çektim ilginç bulup. Ne işi var bu kadar askerin diye. Sonra öğrendik ki çekim varmış.

img_4672

Manastırdan çok yine arkabahçeler çekti ilgimi, Ani’nin otları taşları gibi. Bu manastırın arkabahçesi düşündüğümden büyük çıktı. Nehir, var hemen arkasında da koca dağlar, çıksan çıkılacak ama işte kar kış, zaman. Köprüden geçtikten sonra her yer dilek çaputu oluveriyor birden. Ağaçlara yağmış karlar gibi, makineden bakınca. Daha önce de nehir kıyısında görmüştüm onları, buraya gelirken. Nehir yanındaki ağaçlara mı asılır çaputlar acaba hep?  Üst üste duran taşlar da dilekten miydi? Biz onları dağda yürürken yol ayrımlarına koyardık, arkadan gelen ekip görsün nereden gidileceğini diye. Koca bir kaya kovuğunun hemen altına, içine doğru üst üste dizilmiş dengede duran yüzlerce taş. Garip bir his verdi bana, bir anma gibi, belki kimbilir.

 

Belki de şu koca kayadan ilham almıştır insanlar.

img_4730

Sonra da Garni’ye gidecektik, orada bir Pagan Tapınağı varmış, Ararat Vadisi’ne bakan. Taksici yarım saat beklerim en fazla deyince bir şekilde döneriz diye düşünüp yollamıştık onu. İyi ki de yollamışız çünkü şu iki yerde dört saat vakit geçirdik. Orada Tayvanlı bir adamla tanışıp ona sorduk bizi Garni’ye götürür mü diye, onun da bir Tayvanlı ve bir Ermeni arkadaşı vardı. Ermeni arkadaşına sorması gerekti bizim için, araba onunmuş çünkü. Ermeni genç Türk olduğumuzu duyunca şaşırdı. Hem bizi merak ediyor gibiydi, hiç kötü bir tavrı yoktu ama bir yandan Türkler’i sevmediğini söyledi. Türk olduğunuzu her yerde söylemeyin dedi. Ama biz daha önce hiç böyle bir tepki almamıştık. Samimiydi çocuk.

img_4703

Garni’de bir teyze vardı ki! Reçeller, pestiller, kuru meyveler, şaraplar. Hiçbirini yiyemiyorum, burada henüz bahsetmediğim ciddi bir diyet içerisindeyim ve vaktimin hatrı sayılır bir kısmını yemek yapmak ya da ne yiyeceğimi düşünmekle geçiriyorum. Ama çok yaratıcı olmaya başladım. Patlıcanlı, kabaklı lahana böreğini duymuş muydunuz? Neyse bu başka konu. Garni’de  bir Pagan Tapınağı vardı. Teyze ayrılırken bize jenosit birşey birşey dedi ama anlayamadık dilini.

20161213_153512

Garni bizi büyülemişti ama fotoğraflar büyüleyici değil. Vadinin etrafı dağlarla çevrili. Dağlar çok etkileyici, vadiye bakan ağaçlar da öyle. Sonra Gökçen acaba sıcak bölgelerde paganlık var mı hiç diye sordu, dağların etkisi olabilir paganlıkta diye düşündü, sonra baktık ki gerçekten de sıcak yerlerde yokmuş gibi paganlık internetten edindiğimiz bilgilere göre.

img_4888

Kozalak reçeli vardı.

 

img_4763

Yanından ayrılamadığım ağaç. Biraz hava güzel olursa gideyim de çizeyim.

img_4784

 

img_4809

img_4798

img_4806

img_4808

Düşündüğümüzden ve beklediğimizden çok daha sıcaktı hava, bere takmaya bile gerek duymadık.

img_4810

img_4814

Tapınağın gördüğü.

 

img_4820

img_4836

img_4855

Kavak ağaçlarını gördükçe Selma için çekiyorum onları çünkü Selma da bir titrek kavak.img_4863

img_4867

Dallar da çıplak

dalgalanıp durmuş ya

uçmuş yaprakları

 

Garni köyü

O dağlara bakan evlerin içinde yaşıyor insanlar.

20161213_154428

Fark ettiniz mi?

20161213_154616

Yaşamak istediğim balkon.20161213_154717

Sessiz sakin, çocukların okullarından evlerine döndüğü bir saatte ayrıldık buradan, Yerevan’a giden bir otobüsle. Yeniden gideceğim!

img_4518

Yolda gelirken Ararat’ı görmüştük. Bulutların içinde belli belirsiz. Burada bir Anarşist çocukla konuşurken Ararat kelimesini milliyetçiliğe refarans vermeden kullanmanın mümkün olmadığını söyledi. Biliyorsunuz Ararat bizim diye şaka yaptı. Belki uzunca anlatmalıyım anlattıklarının aklımda kalanlarını.

 

img_3194

Bir de geçen günkü Ermenice dersimde “Խաչքար” haç ve taş kelimelerinin birleşimiyle oluşan haçlıtaş kelimesini öğrendim. Kaçkar diye telaffuz ediliyor. Birkaç gün sonra Kaçkar Dağları düştü aklıma ismi oradan mı geliyor diye, şimdi biraz baktım ki öyleymiş gibi görünüyor. Yoda’nın objektifinden bir Kaçkar fotoğrafı.

 

 

 

Advertisements
Ağaçlar, dağlar, taşlar ve Kaçkarlar

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s