çocuk

IMG_0633

Bir süredir çocukken hissettiğim gibi hissediyorum, bir salıncak görünce sallanasım geliyor. Güçlü bir istek duyuyorum koşup sallanmak için, yapılacak işler olunca, çıkınca sallanırımlar unutuluverip birkaç gün sonrasına kalıyor. İstekler duyuyorum içimde, birden geliveren istekler. Birden yakındaki falafelciye gidesim geliyor, sonra orada Kyle gibi ailesi Palu’dan göç edip Los Angeles’ta yaşayan bir adamla tanışıyorum. Kyle heyecanlanıyor sonra bunu duyunca.

IMG_0517

Kyle ile film yapıyoruz, Ermenistan-Türkiye Sinema Platformu’nun çağrısına başvuracağız. Kyle’ın güneş gören balkonu var, bahar geldi, orada oturabiliyoruz. Özlemişim bir arkadaşımla balkonda oturup çalışmayı, bir öğle vaktini Kyle’ın balkonunda proje üzerine çalışarak geçirdik.

IMG_0526

O günden beri de hem çalışıyorum baya projelere (aynı anda Pemra’yla GençDes’e başvurmak için iki proje yazıyoruz, biri köylerle ilgili, yaşlılardan eski bilgileri toplayıp, çocuklara video atölyesi verip bunları birleştirip belgeselvari birşey yapmak istiyoruz ve bir de dans atölyesi) hem de her şeye yetiyor enerjim. Enerji harcadıkça, verdikçe çoğalan birşeymiş sanki. Bazen az zamanım var diye düşünüp birşeyleri yapmayınca kendini alıkoyunca zaman yetişmiyor enerji yetmiyor gibi geliyor. Aslında yaptığımız kendimizi sıkıştırmak öyle zamanlarda. Oysa ki her şeye yetecek zaman var. Bunu şimdi hissediyorum. Ağaçların birbirinden farklı ısılarını yeni hissettiğim gibi. Bahçedeki kayısı ağacına tırmandım önce. Ben ağaçtayken yağmur başladı. Pıtır pıtır, azar azar, öyle güzelce ıslanırken aşağı masada unuttuğum defter kitaplarımı hatırladım. Onları içeri koydum ama kendimi içeri koyasım gelmedi. Ceviz ağacına çıktım sonra. Buz gibiydi dalları. Ne farklıymış ısıları. Bu sabah yine baktım, Pedro’ya gösterdim, o da şaşırdı, bilmiyormuşuz. Sonra sapsarı bir kelebek uçtu önümüzden. Pencereden içeri ceviz atmaca oyunu oynamaya yeltenmiştim ki Pedro’nun hoşuna gitmedi topraklı cevizlerin yatağına düşme olasılığı. Pedro yeni ev arkadaşım, onun şimdiki halinde eski halimi görüyorum, proje için endişelendiğim çalışmam gerektiğini düşündüğüm bir türlü başlayamadığım hali. Başladı o da şimdi, daha çok evim gibi hissediyorum burayı artık. Pedro’yla temizledik evi diye belki. Ulusal kimlik çalışıyor, Karabağ üzerine araştırmalar yapıyor Pedro.

IMG_0719

Burada 8 mart binlerce çiçek eşliğinde kutlanıyor. Her şey güllük gülistanlık değil oysa ki. Buradaki kadınların hali Türkiye’den pek farklı değil. Bugün Ermenice öğretmenim söyledi 1 Mayıs da festival gibi kutlanıyorumuş. İşçiler kıyafetlerini giyip yürüyüş yapıyorlarmış, geçit töreni gibi, devletten birileri onları selamlıyormuş. Karnaval sözcüğünü kullandı öğretmenim. Türkiye’de ne kadar farklı oysa. Hem 8 mart, hem 1 mayıs.  Mahallemizdeki çocuk parkı da niye kilitliyse, güzel arkalıksız salıncakları var, kilit vurmuşlar kapısına. Not yazacağım neden kapalı diye. Baharla birlikte hep dışarıda olasım geliyor, kuşlar cıvıldıyor sabahları, Pedro’nun dediğine göre gece de kediler. Burada karlar erirken inatçı buzları da insanlar böyle kırıp temizledi her yerde geçtiğimiz hafta, karşı komşumuz Manuk da. Bu çocukların da biraz sonra babası gelecek ve gösterecek onlara nasıl kırılırmış buzlar. Çığlıklar kahkahalar eşliğinde çalışacak çocuklar, sonra anneleri girecek o kıyafetlerin asılı olduğu kapıdan, küçük bir kız çocuğu katılacak onlara. Benim yeni aldığım köy yoğurdum düşüp kırılacak. Derken karşıda süt satılan kasabı fark edip kendi yoğurdumu yapacağım kırılmış yoğurdun arta kalanından mayalayıp.

IMG_0463

Bunların hepsi önceki pazardan dönerken hep gördüğüm bir türlü denemediğim yolu denerken gerçekleşecek. Yol dümdüz bizim eve çıkacak. Hem de anacadde görmeden hep arayollardan, daha çok karşılaşmanın olduğu yollardan geçeceğim.Sonra diyeceğim ki kendime yol yürüyünce açılıyor. Başlayınca yürümeye.

IMG_0477

IMG_0446IMG_0448

Pazarda bir amcayla yarım saat konuştuk belki, uzaktan fotoğraf çekiyordum, sonra konuşmaya başladık. Tarihten bir sürü şey anlattı, Talat Paşa, Enver Paşa. Çoğu şeyi anlıyorum artık. Çok mutlu ediyor sokaktaki insanlarla iletişim kurabilmek. İnsanları çekmeye de daha çok yelteniyorum bu aralar. Bir amca bahçesini temizlerken onu çektim derken konuşmaya başladık onunla da. Yüzyıldır bu evde yaşıyor ailem diye anlattı.

IMG_0671

Aylardır buradayım ay heykelini de yeni gördüm.

IMG_0701

IMG_0688

Bu unutma beni çiçeği. Soykırımı hatırlatıyor yapıştığı her yerden. Sonra hiç bahsetmek istemiyordum ama bu kelimeyi yazdım diye bana gösteriyor proje taslağındaki cümlesini Kyle.

IMG_0490.JPG

Akşam salıncakta sallanmaya giderken duvar dibine eğilmiş iki kız çocuğu gördüm kapıya tebeşirle resim çiziyorlardı. Salıncakta sallanırken birazdan annem seslenecek de yemeğe gidecekmişim gibi hissettim.

Proje de başlayınca oluyormuş. Çalışma sonrası doğaçlama gelişen olaylardan sonra performansımızın adını ne var ne yok inç ga çı ga diye değiştirdik 🙂 Hemen hemen genel hatlarıyla oldu gibi proje biraz çalışmak denemek, ruhunu çoğaltmak gerekiyor. İşte metin. İngilizce yazarak başladığım için en güzel kelime oyunları İngilizcesi’nde. 31 Mart’ta sunuyoruz bakalım. Daha detaylı bir proje başlığından daha detaylı anlatacağım. Saçlarımı tepeden topladığımdan beri kafam daha az karışık. Oh!

Borders

Borders of the countries

Borders of the body

What is a border?

Is it a b-order?

Is it a order?

What is the a-order then?

What was the previous order?

Maybe a is for “all

Is a body also a border?

a-ll-orders

searching searching

searching for ways to come together

there is no main road anymore

there is no b-order here

there are many paths

bodies touches

stories touches

food touches

words touches

dances touches

inter-action

trans-itive

trans-form-ative

how can bodies come together?

similar steps

similar movements

same names of the dances

melts in each other

did Armenian bring some movements from Anatolia

or some movement stayed there from Armenians?

does it make difference?

do dances belong to the nations or to the land

to the people who danced together?

Sınırlar

Ülkelerin sınırları

Bedenin sınırları

Sınır nedir?

Sınır bir düzen mi?

Eski düzen nasıldı peki?

Herkes birlikte miydi?

Beden de bir sınır mı?

doku-n-ma sırası

arıyoruz biraraya gelmenin

yollarını arıyoruz

artık anayol yok

patikalar var

bedenler doku-nu-yor

hikayeler doku-nu-yor

yemekler doku-nu-yor

kelimeler doku-nu-yor

danslar doku-nu-yor

etkileş-im

geçiş-ken

değ-iş-im

bedenler nasıl biraraya gelir?

benzer adımlar

benzer hareketler

birbirinin içinde eriyen.

Anadolu’dan mı gitti hareketler Ermenistan’a?

yoksa Ermeniler mi bıraktı onları Türkiye’ye?

fark eder mi?

danslar milletlere mi ait

yoksa o bölgeye,

birlikte dans etmiş olanlara mı?

սահմաններ

երկրների սահմաններ

մարմինների սահմաններ

ի՞նչ է սահմանը,

ինչ է սա՞հմանը

ինչ էր նախորդ հրամանը

գուցե սահ-ը սահում է

իսկ մարմինը սահմա՞ն է

հրաման

հրատապ

հրատապ է միավորվել

էլ ոչ մի գլխատված ճանապարհ

սահման չկա այստեղ

 

 

տարբեր ձևեր կան

Մարմնի խաղ

պատմության խաղ

ուտեստի խաղ

բառախաղ

պարախաղ

փոխ-շփում

անցող-ական

միջանցիկ

ինչպե՞ս միավորել մարմինները

 

 

Advertisements
çocuk

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s