ne var ne yok

IMG_1149

Bu blog hafızam gibi. Yazmayınca sanki geçtiğimiz günlerde neler yaptığımı anımsayamıyorum hemen, şöyle bir durup düşünmem gerekiyor. Ama iki hafta önce çarşamba günü yoğurt almaya diye çıkıp iki saat yürüdüğümü biliyorum. O iki hafta çeşitli projelere uğraştığımı ve sonra evet bir tatili hakettim deyip o haftasonu Tiflis’e, Selma’nın yanına gittiğimi biliyorum, vizeyi uzatmaya diye. Geçen hafta ne yaptım tam bilmiyorum. Pazartesi gelmiştim Tiflis’ten. Tiflis’te erken baharı görüp. Burada çiçekler açmadı hala, bahçedeki kayısı ağacının tomurcuklarına bakıyorum. Pembe açacak sanıyordum çiçekleri, Mariam beyaz açacak dedi, ortasına doğru pembeleşen bir beyaz. Çok güzel kokacak bekle dedi. Bekliyorum. Biraz garip hissettim Tiflis’teki çiçekleri görünce vakti gelmeden baharı görmüşüm gibi. Yerevan’a bahar gelmeden benim baharım olmayacak sanki bahar. 🙂 Baharı burada yaşadığım yerde, bildiğim ağaçlarda görmeyi istiyorum. Tiflis’te hiç fotoğraf çekesim de gelmedi. Yerevan’da sokaklarda dolaşıp heyecanlanırken gördüklerime, orada öyle olmadı. Sadece geçtiğim için olsa gerek. Bağ kurmam için uzunca vakit geçirmem gerekiyor. Öyle olunca sokaklar, binalar, karşılaştığım insanların da anlamı değişiyor. Birini tanımak gibi, hiçbir zaman ilk tanıştığın andaki kişi olmuyor. Anlamı değişiyor, derinleşiyor. Birini tanımak ne güzel. Bir yeri tanımak da öyle. Tiflis’ten gelirken eve dönüyormuşum gibi hissettim. Tiflis’te yeniden yabancı olmayı hissetmiştim ve bunu istemediğimi. Bilmediğim bir dil, bilmediğim yerler. Konuşabilmek ne önemli derdini anlatabilmek yaşadığın yerde. Neyi nereden alacağını bilmek. Yarından sonra son Ermenice dersime gideceğim. Ruzan’ı özleyeceğim, Ermenice öğretmenimi, verdiği tarifleri, anlattığı yerleri, arada veriverdiği bir sürü küçük bilgiyi, yaşayışını, bakışını.

IMG_1147

 

Geçen gün Aykanlar’a gittiğimizde küçük kızı Ada’yı izledim. Yerinde durmadan ordan oraya ordan oraya koşup yere yatıp orda hareket edip koşu bandı üstüne çıkıp orada çeşitli hareketler yapıp oradan zıplama şeyinde zıplayıp durdu. Canı ne isterse onu yapıp her şeyle büyük bir hevesle oynuyor, sıkılınca da gerçekten sıkılıyor. Sanki her şeyi tüm duyguları anları tümüyle sonuna kadar yaşıyor.

IMG_1142

İki gün sonra performansımızı sunacağız. Sanırım artık ne yapacağımızı biliyoruz sahnede. Hala provaya ihtiyacımız var. İki gün fena süre değil. Seyircilerin izlerken bağ kurabilecekleri, sıkılmayacakları bir şey üretme isteğindeyim. Bu ne diyip anlamadıkları değil de, güldükleri, düşündükleri bir şey. Oyun oynama hissini yakalamak istiyorum. Halk oyunlarında da olan, birlikte oyun oynarken hissedilen o hissi seyirciyle yakalamak.

IMG_1152

Geçtiğimiz haftalarda burada tanıştığım Türkiye’den bisikletle gelmiş Murat’ın düzenlediği bir etkinliğe gitmiştim. Sokakta kulaklığını takıp dans etmekti etkinlik, sessiz disko. Murat’la benden başka kimse dans etmedi. Ben de kulaklıkla dans etmeyi pek düşünmüyordum aslında ama konsept gereği düşen kulaklığımı sürekli takarak dans etmeye devam ettim. Bir süre sonra da vazgeçtim kulaklıktan. Hay Bedenim şarkısından başlayıp Bandista’nın Olur Olmaz şarkısında dans ettim sonra. İlk kez sokakta dans ediyordum. Olur olmaz şarkısındaki kadın olma halini hissederek “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin, polisiniz devletiniz gelsin” diyerek dönüp zıplayarak dans ettim. Tüm bastırılmışlıklar için dans ediyormuşum gibiydi. Derken insanlar toplandı, pek de anlam veremediler sanıyorum. Önümüzdeki kağıtta kulaklığını tak dans et yazıyordu, yine de kimse katılmadı. Ben de etkinliği pek sorgulamadan, gideyim destek olayım diye gelmiştim. Kulaklığımı takıp dans ettim. Bir şey düşünmeden, bir şey amaçlamadan. Ama sokakta yaptığın her şey bir şekilde izleyenler tarafından anlamlandırılıyor. Senin kimliğin de bunun bir parçası oluyor ister istemez. İnsanları da bu performansa dahil etmek için çember çizerek etraflarında koşmaya başladım. Koştum koştum, sonra merkeze gidip yatarak performansı bitirdim. Alkışladılar. Murat da bir süre sonra dansını bitirdi. Sonra insanlar gelip soru sormaya başladılar. Nereli olduğumuzu sordular önce. Bu dansın mantığı ne diye sordu bir adam. Mantığı yok dedi Murat da. İngilizcesi çok iyi değildi adamın, sonra yanındaki kadın içinde Koçari’nin geçtiği Ermenice cümleler kurmaya başladı. Kulağım tam anlamıyla onlarda değildi, performans sonrasındaki o garip hal içerisindeydim. Sokakta dans etmiştim, uzun zamandır sokakta dans etmek istiyordum. Adam mantığımızın yanlış olduğunu, bu dansın çok bireysel olduğunu söylüyordu sanırım. Kadın biraz milliyetçi şeyler söylemiş, Ermeni arkadaşımın söylediğine göre. Sanki biz bu performansı yaparak bir şey demeye çalışmışız, onların birliğini ayırmaya yönelik birşeyler yapmışız gibi düşünmüşler sanırım çok emin değilim. Kimileri bozuk para bırakmış, Murat onları insanlara geri vermeye çalıştı, o adama uzattı. Sanırım bu hareketi adam yanlış anladı ve seni sevmiyorum ve ülkemizden gitmeni istiyorum dedi. Sonra dağıldık. Bir kadın yanıma gelip niye etraflarında koştuğumu sordu. Ben de seyirciyi dahil etmek, atmosfer yaratmak için dedim. Kadın bizimle yürüdü, böyle şeylere alışık olmadıklarını ve anlamaya çalıştığını söyledi. Ermeniler her şeyde mantık ararlar dedi. İstanbul Ermenisi arkadaşım Nişan, bazı Ermeniler dedi. Kadın hepsi öyle dedi. Nişan yok genellemeyelim dedi. Kadın Nişan’a Ermeni olup olmadığını sordu Nişan öyleyim Türkiye Ermenisi deyince. Buradan olmadan buradaki Ermeniler’i anlayamayacağını söyledi. Böyle bir konuşma geçti. Bu performans sonrasında bir sürü şey dolandı aklımda, kimlikler, sokakta yapılan performanslar, hesaba katılmış olması gereken şeyler hakkında. Ben hiçbir şey düşünmeden gelmiştim, önce yapıp sonra düşünüyorum galiba genelde hayatta. Sokakta birşey yapmak, onu izleyecek insanların nasıl algılayacağını da hesaba katmayı gerektiriyor diye düşündüm. Özellikle bu durumda Türkiye’den iki insan olarak Ermenistan sokaklarında dans ederken bir kez daha düşünmeyi gerektiren bir şey sanki. Senin dinlediğin müziği bile duymuyor insanlar, kendi içindesin kulaklıkla, seyirciyle çok ilişki yok, daha çok ilişkisiz bir hal var. Anlayamıyorlar ve anlamadıkları şeylerden korkuyor insanlar. Bunu düşündüm. Kafalarındaki imajlarla, seni kutulara yerleştirerek izleyip anlamlar yükleyebiliyorlar performansa. Belki o kadın benim etraflarında koşmamdan tedirgin oldu, onları çember içine alıyormuşum gibi, saldırgan bir hal olarak algıladı koşuşumu. Belki bunları ben uyduruyorum şimdi. Ama daha seyirciyle ilişkili, onları da içine alarak, onların da anlamlandırabileceği zeminler kurarak yapmalı sanki sokak performansını. Bu her ne kadar bir performans amacı taşımıyorsa da. Bir şeyi sokakta yapmak demek insanlarla ilişki kurmak demek. Belki kulaklığı takmana rağmen sürekli göz kontağında olmak bir şey,  bir ilişki. İnsanların anlamlandırabileceği bir zeminle sunmak gerekiyor performansı diye düşündüm. Kendi performansımız için böyle yapmalıyız gibi geldi. O yüzden daha ilişki kurabilecekleri birşeyler yapmayı istedim. Bazı bölümlerd ortak kelimeleri söyleyerek hareket ettiğimiz bölümde ilişki kurabileceklerini umuyorum. Bilmiyorum ne olacak. Samimi bir şey sunmak istediğim sadece. Benim için ortaya çıkan performans kadar süreç, performansın nasıl üretildiği, bizim ne hissettiğimiz, kurduğumuz ilişki de önemli. Bitmiş bir performans olarak da düşünmüyorum, belki burada, başka şehirlerde, Türkiye’de birkaç kez daha sergileyebileceğimiz sergiledikçe de belki gelişen değişen bir performans olmasını istiyorum.

Geçen pazar bahçede birlikte oynayalım etkinliği yapmıştım, çok planlamadan ne oynayacağımızı, gelen insanlarla şekillenecek bir etkinlik olarak düşünmüştüm. Biraz top, biraz bedensel oyunlar, gitara eşlik eden tencereyle tutulan ritimlerin olduğu müzikler vardı, şarkı söyledi insanlar, ağaca çıktılar, acıkıp, birşeyler alıp yemek yaptık yedik hep birlikte. Planlamadık bunları pek, gelen insanlarla şekillendi, bir oyun havası içinde. Herkes mutlu görünüyordu, hava güneşliydi, birlikte oyun oynama hissini yakalasın istiyorum performansımız da.

Advertisements
ne var ne yok

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s